Ana Sayfa | EGP Nedir ? | Aktif Konular | İletişim |  Künyemiz | Yardım !

 

Üye Olmak için Tıklayınız !

Kullanıcı : Şifre :

Hatırla

Şifre Unuttum ?
Tüm Forumlar

Yeni Konu Aç  Konu Cevaplanamaz
İzlediklerim Listesine Ekle

    Eski Konuların Arşivi
         BEDİA VE AGAPİ

|  

   
  Gönderen Konu
 
mustafa

Nöbetçi YüZBaŞı Gap Year



Offline

87583 Cevap

 Gönderilme Tarihi : 18 Mayıs 2008 15:06:24 | Alıntı Yaparak Cevapla

  Bedia veya Agapi

Bedia, 1940 lı yıllların başlarında Büyükada nın en güzel genç kızlarından biriydi. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, iki kız kardeşi ile birlikte, dadılarla, ahçılarla büyümüştü. Babası tüccar. Adalılar diliyle "çorbacı".

Kimler talip çıkmadı ki ona? Han, saray sahipleri.

Kalbi bir erkek için farklı atmaya başladığında mevsimlerden yazdı. Büyükada nın tadına doyum mu olur? Delikanlı yakışıklı, zengin de üstelik. Yağ tüccarı Niko Cavuris. Türkiye de yaşayan Yunanistan vatandaşlarından.

Aşk, baş dönmesidir, aşk dil, din farkı mı tanır? Sevdi Niko yu Bedia. Sevdi sevmesine de babasına nasıl söylese, nasıl "Baba gönlümde bir Yunan var" dese?

Diyemedi. Üzülür diye babasıyla konuşmadı.

Evlenmeleri için yalvaran Niko ya "Babam hayatta iken olmaz" cevabını verdi.

İstanbul da, Büyükada da tam 7 yıl gizlice buluşarak yaşadılar aşklarını.

Baba öldüğünde de evlendiler.

Evlerde davetler. Salonlarda tangolar, valsler. Dünyanın dört bir yanına seyahatler.

1956 yılını gösterirken takvimler, Niko, İyon denizindeki Kefalonya Adası ndaki depremzedelere yardım için para ve giyecek, yiyecek toplamış İstanbul da.

6-7 Eylül 1955 olayları sonrası, Türk-Yunan ilişkileri zaten limoni, iddialar öyle ki, Ankara da birileri iyi gözle bakmamış bu işe. Türkiye yi terk edecek Yunan vatandaşları listesinde en üst sıralardan birinde olduğunu öğrenen Niko, valizlerini Yunanistan için hazırlarken, Bedia ya "İstersen benimle gel, istersen burada kal" dedi.

Hiç tereddüt etmedi karısı. Varını yoğunu satıp çok büyük bir parayla Atina ya kocasının yanına geldi. Bir süre sonra da vaftiz oldu. Agapi adını aldı... Yani Sevgi.

Atina daki yaşamı İstanbul dan pek değişik değildi çiftin. Davetler, seyahatler. Yunan Kraliyet Ailesi nin yakın dostları olmuşlardı.

Niko büyük bir yağ fabrikası kurdu. Çift, sosyete semti Kolonaki de, tarihi Akropolis mabedi manzaralı saray gibi bir evde oturuyordu. Çocukları yoktu. Hayır işlerine, iyiliklere adadılar yaşamlarını.

1962 den sonra kendisi gibi Türkiye yi terk etmek zorunda kalan Yunan vatandaşlarına kucak açtı Niko. Fabrikasında işe alıyor, çocuklarına vaftiz babalığı yapıyor, yaşlı ve yoksul olanların yardımına koşuyordu. Bedia veya Agapi de hep yanında.

Kimsesiz yaşlılar için Yunan başkentinde koskoca bir arazi alıp "Skepi" (Çatı) adını verdikleri bir yurt inşa ettirdiler.

Niko 1972 yılında öldüğünde, karısına büyük bir servet bıraktı. Bir de kendi serveti eklenince, Bedia Atina nın en zengin kadınlarından biri oldu. Yaşı 50 yi geçmişti ve hálá güzeldi.

Sonrası, sonrası karışık biraz. Bir avukat ve onun karısıyla tanışıyor, dostlukları ilerliyor, servet nasıl değerlendirilir, nasıl korunur habersiz Bedia. Bu çifte genel vekaletname veriyor. Avukata aşık mı oldu? Kesin bir şey söylenemez.

Birkaç yıl daha rahat yaşam ve düşüş...

Evler de gitti, saraylar da, hisseler de eridi tahviller de. Beş parasız kaldı, sefil kaldı Bedia.

Son "kalesi" olan tek oda evi de Niko nun akrabaları bir gecede çırılçıplak bıraktılar. Bir tek albümlere, o mutlu günlerin kanıtı siyah beyaz fotoğraflara dokunmadılar.

Onu tanıyanlar, Niko yu tanıyanlar, Cavuris çiftinden iyilik görenler yardıma koştu. Ama ne kadar? Bir sene, iki sene, beş sene... Bir süre de yıllardır evinde çalışan hizmetçisi baktı bu hanımefendiye.

İyice yaşlanmıştı. Niko ile birlikte inşa ettirdikleri yurda, "Skepi"ye yatırmayı düşündüler dostları. Çoktan elden gitmişti, çoktan el değiştirmiş "tüzük" değiştirmişti:

"Parasız kimseyi kabul edemeyiz" dendi. Oysa parasızlar için o kadar para harcayıp kurmuşlardı burayı.

Son günlerini bir hastanede geçirdi. Gözlerinde parıltı olduğu anlar, kendisiyle Türkçe konuşulduğunda idi.

Bu fani dünyaya veda etmeden bir gün önce Türkçe "Hanımefendi size yarın ne getirelim?" diyen bir tanıdığına, tek kelime ile cevap verdi: "Ölümü"...

Ertesi sabah da bitti Bedia veya Agapi.

Hayatın her iki yüzünü zerresine kadar yaşayan bu hanımefendinin öyküsünü, sadece insanlık namına son gününe kadar yanında kalan İstanbullu Rum avukat İrini Noti den dinledim ve sizlerle de paylaşmak istedim.

Kıyamet Kilisesi nde kavga

Hürriyet in 21 Nisan tarihli sayısında da vardı haber. Kudüs de, "Kıyamet Kilisesi"nde, Yunan ve Ermeni din adamları arasında "kilisede kim daha fazla kalacak" kavgası çıktı. Tören için bekleyen iki cemaat mensupları da karışınca kavga büyüdü. Yumruklar konuştu. Kıyamet koptu. İsrail güvenlik güçleri duruma müdahale etti.

Meğer, Kudüs te Yunanlılar ile Ermeniler arasındaki bu kavganın siz deyin 10, ben diyeyim 12 yüzyıllık geçmişi varmış.

Kıyamet Kilisesi, Ortodoks alemi için çok büyük önem taşıyor. Hazreti İsa nın öldüğü, gömüldüğü ve yeniden dirildiği yer burası. Her yıl Paskalya Bayramı arifesinde bu kilisede yakılan "Kutsal Işık", bir mumdan bir muma tüm dünya Ortodokslarına yayılır. Ayrıca, "Kutsal Işık"ın sadece Kudüs Patriği tarafından yakılabildiğine, yani her yıl bir "mucize"nin yaşandığına inanılır.

Bu kilise, bugünkü şekli ile ilk kez 4. yüzyılda, Hazreti İsa nın mezarının bulunması üzerine inşa edildi. İlahiyat profesörü Angeliki Hacioannuya ya göre, Hazreti İsa nın gömüldüğü yerde, güzellik tanrıçası Afrodit için MS 135 yılında Roma İmparatoru Adrianos tarafından inşa edilen bir tapınak varmış.

"Kutsal Işık" ise ilk kez MS 162 de yakıldı. Bazı din adamları kandillerini yakmak için yağ bulamamaktan şikayet etmişler. Kudüs te o dönemin piskoposu Narkisos da kuyudan su almalarını söylemiş. Su yağa dönüşmüş, kandiller yanmış. Yani yine "mucize".

Yunan din adamları ve araştırmacılarına göre "Kıyamet Kilisesi"nde Ermeni din adamı ilk kez 9. yüzyılda görülmüş. Ermeni din adamları 14. yüzyıla kadar Kudüs deki varlıklarını sürekli güçlendirmiş.

Rivayetlere bakılırsa, 1580 yılında Ermeniler Kudüs valisine rüşvet vermiş. Hem bol miktarda para hem de 20 bakire. Vali de Yunan cemaatin kiliseye girişini ve ayin yapmasını yasaklamış. Ermeniler sevinç içinde "Kutsal Işık"ı kendileri yakacakları umuduyla kiliseye geldiklerinde, kapıda Yunan cemaati dua ediyor bulmuşlar. Birdenbire kapıdaki büyük sur yıkılmış. "Mucizeyi" gören Müslüman bekçiler de, Yunan cemaatin kiliseye girmesine izin vermiş. Hatta bekçilerden biri Hristiyan olmuş, dindaşları da onu yakmışlar. 1634 yılında ise Kudüs Patriği Teofanis, Rus Çarı Mihail e Ermenileri şikayet eden bir mektup yollamış. Mektupta "Bekçiler bizi dışarıda bıraktı. Ancak yer sarsıldı, deprem oldu. Kutsal ışık tüm kiliseyi aydınlattı. Cemaatimiz ağlayarak Tanrı ya teşekkür etti. Bunu gören Ermeniler de yaptıkları ayıbı örtbas etmek amacıyla, konuşmamaları için Müslüman bekçilere para verdiler" dedi.

Ortodoksların aksine Katolikler "Kıyamet Kilisesi"ndeki mucizelere inanmazlar.

17. yüzyılda Kudüs e giden bir Katolik papazın mektubunda şunlar yazılı: "Kadınlar naralar atıyordu. Sanki gökyüzü açılmış gibi ellerini yukarıya doğru kaldırıyorlardı. Binlerce kişi koşuyordu. Hazreti İsa nın mezarı başında bekleyen Türkler ve Yunanlar, daha çok koşmaları ve daha çok bağırmaları için kalabalığı dövüyorlardı. Tabii o kadar kargaşada kilise zangır zargır titriyor gibiydi. Herkes mucize mucize diye bağırıp kendinden geçiyordu."

Kudüs te Ermeni ile Yunan cemaatleri arasındaki rekabet, kavga, bir bakıma "iktidar" için. Tarihte, imparatorların, padişanların Kudüs te kimi zaman biri, kimi zaman öteki için verdiği hak ve imtiyazları korumak hatta güçlendirmek için.

Yunan din adamlarına göre, Ermenilerin derdi "Kıyamet Kilisesi"nde törene katılmak değil, bizzat töreni yönetmek.

Atina dan bakış böyle. Ermenilerin görüşünü de öğrenebilirsem yazarım.

YORGO KIRBAKİ
* Mesaj :18 Haziran 2008 04:03:29 Tarihinde Düzenlendi
 

DİŞİNİ PENÇESİNİ (TIKLA)
YEĞENİM VE BEN YENİ RESİM :) (TIKLA)
TEMMUZ HALİ YENİ RESİM :) (TIKLA)
CANIM HİÇ SEVMEK İSTEMİYOR (TIKLA)
ONU UNUTSANA (TIKLA)
AŞKSA (TIKLA)
ATLAS (TIKLA)
YENİ RESİM :) (TIKLA)
 
mustafa

Nöbetçi YüZBaŞı Gap Year



Offline

87583 Cevap

 Gönderilme Tarihi : 18 Haziran 2008 04:03:14 | Alıntı Yaparak Cevapla

 
Arşiv.


  Yenile | Diğer Sayfalar : Sayfalar :

Ana Sayfa | Forum | Video | Eğlence | Resimler | Müzik
 EGP Nedir ? | İletişim | Yardım !

Her Hakkı Saklıdır © 2003 - 2007 EvimGibi.com
iskele
0,22