Ben Gideyim
.
Bak
Cigerlerim sökülüyor,
Nasil bir kor bastiysan içime
Kulaklarima kadar yakiyor,
Göz kapaklarim kabardi,
Su topluyor alnim, boncuk boncuk
Yakiyor, gözlerimin suyunu sikana kadar
Cayir cayir, bak,
Senin ardindan
Tek dal gülüsünü
Tek gülen bakisini yakalamak,
Bir de aciyan dudagina
Tek bir öpücük, küçücük
Senin ardindan
Küçücük.
Bak, agir geldi,
Girtlagim kupkuru
Bogazim çöl yaniyor,
Çocuklugunun,
Yillarimin bütün agirligi,
Ayaklarim karasu basiyor,
Bak;
Kalbim bu yükleri artik tasimiyor,
Bacaklarim ceylan kirigi
Basim kendine bela,
Üstüne çöküyor...
Bak,
Yoruldum,
Duramiyorum;
Ben gideyim,
Aklim kalir.
Birol Özdemir
* Mesaj :14 Eylül 2008 19:48:40 Tarihinde Düzenlendi
Yanlis ve Yabanci
.
trenim öldü
aksamdan kalma bir yabanciyim
artik beni bu çagdan topla kalbim
kimsenin bekledigi devrim degilim,
ne sevebildim yerimi
ne dirlik yapabildim.
kolay bitmedi gecem
sarkisini yitirmis çingene bir çocukla
agir yarali iki bacak gibi yanyana
sabaha kadar devrildim,
bir göç imgesine saplanip kaldi ayaklarim
ah yollar, görmediler ki beni gidebileyim.
geceleri altini islatan bir bulut muydu o çocuk
kaç damla yagmur yedim de böyle sismanladim
ki düslerin kanatlarina bile agir geldi
bir zamanlar leyleklerin getirdigi bedenim.
ah kalbim, ben asaleti bozuk
tanrilar çagina mi düstüm,
bunca yildir gezerim
hiç böyle dünya görmedim.
trenim öldü
durdu zaman makinem
öyle çok sonlar buldum ki artik
bilmiyorum nereden baslamaliyim
hiç bulamadigi kapagiyim tencerenin
bir bulusmalar yabancisiyim,
koskoca yillar yanlisi...
artik beni bu çagdan topla kalbim
bir sarkiya binip gideyim.
.
Devrim Dirlikyapan
Yok Karsiligi Yüzünün
.
Senin sana ragmen bir yüzün var
Herkesin ilk askina benzeyen
Beklemek kadar aci , anlamak kadar zor
Nedensiz ölümlerin suskunlugu gibi
Yok karsiligi yüzünün
Senin sana ragmen bir yüzün var
Herkesin ilk askina benzeyen
Yaklastikça imkansiz uçurumlar
Nedensiz hayatlarin o büyük acisi gibi
Yok karsiligi yüzünün
.
Cezmi Ersöz .
Kuytuda Bir Yaz
.
Seninle uzun bir yaz geçirmeli
Yaslanip dut agacinin terli bedenine
Yaz boyu koyun koyuna dut agaci gibi terlemeli
Sevgili,seninle eski bir Rum köyünde bir konakta
Ahsabin kokusuna kokumuz karisa karisa
Kulagina usuldan Bitez Yalisi`ndan türküler söylemeli
Ayri geçen yaza inat seninle uzun uzun bir yazdan geçmeli
Kuru ot kokulu keçi yollarindan elele
Sehre deli dolu serkes çocuklar gibi inmeli
Tam da bu demde,bu havada
Ege`den geçmis gitmis yazlar anisina...
Bir yudum nar sarabi bir yudum sen derken...
Ah,saçlari gümüs kirmali sevgili
Bütün bir yazi boynunun kuytusunda uykuda geçirmeli...
Bir Intihar Notu
.
Bedenim ip ucunda sallanirken
Baska delil var mi diye
Odamdaki esyalari karistirma Savci bey
Düsünceli gözlerle sen bakarken tavana
Okudugun bu notlardan
Ve sallanan bedenimden baska
Delil birakmadim sana
Gözyasimla islatilmis
Su notlari öncelikle okuyun
Sallanan bedenime daha sonra dokunun
Bedenim son delilin olsun senin
Istedigin gibi kesip biçebilirsin
Yüregimin kanat çirpan serçesi
Uçurtup evden erken
Ilk defa çikacagim
Okuldan Ertugrul`u
Yol kenarinda beklerken
Hayatimin seridi asil o gün kopmustu
Karanligin emzirdigi dört kötü adam
Sürükleyip saçlarimdan
Issiz bir dag yolunda
Igrenç emellerini bedenime kusmustu
Vücudumun her tarafi
Kan ve kusmuk olmustu.
Önce yüzümden silindi
O vahsetin izleri
Sonra gögüslerimdeki yara
Ve kasiklarimdaki agri
Bir tek o bedenlerindeki koku
Iliklerime kadar dolmustu
Günlerce dus altinda
Atmaya çalisirken bu soku
Banyodan çikar çikmaz
O koku genzimden akiyordu
Eskiden umut doldururken istikbalime
Ve o kadarda barisikken
Kendi öz bedenime
Sanki ben ekmistim o kokuyu tenime
Tiksinti duyuyordum kendi kendime
Sorgularken evdekiler
Yüzümdeki izleri ve korkuyu
Ve sabahlara kadar açik kalan banyoyu
Anlatmaya mecbur kaldim Savci Bey
Önce babam ve kardesim
Kizginlikla dinlediler
Ince ince sorgulayip
bu vahseti gizlemeye karar verdiler
`Zamanla geçer kaybolurmus nefretim
Dillerde dolasmasin kirletilmis iffetim`
Bir tek annem
içimdeki koku içindeymiscesine
Yasadiklarimi bilircesine
Sarmasik gülleri gibi
Sanki bir tek beden olduk
O issiz dag yoluna
Bir kez daha sürüklendik
Ayni kokuyla dolduk
Sonra gözlerini dikerek gözlerime
Annesi gibi kötü yazgili kizim
Birkez daha saplandi o biçak bedenime
Savciliga git demisti
Sanki benimki gibi
Yillarca gizledigi içindeki pis kokuyu
Temizlemek istemisti
En son sana siginmistim Savci bey
Kirletilmis bedenimin gün be gün öldügünü
Sümüklü böceklerin uykumu böldügünü
Nede güzel tasvir etmistin
Utanci benden alip topluma yüklemistin
Beden dokunulmazligi en kutsal deger
Ugruna savasmak gerek
Bundan sonra senin adin
Cesur Yürek demistin
Aradigim tam da buydu Savci bey
Lakin ifademi alirken
Gömlegimin yaksi
Etegimin boyu
Hele hele tahrik var mi sorusu
bana çok koydu Savci bey
Sana yaptigim basvuru
Taa Almanya’dan duyuldu
Sen canhiras dört zanliyi ararken
Toplum bana senden önce mahkeme kurdu
Kimisi bana tiksinerek
Kimisi de aciyarak bakiyordu
En iyi arkadasim Leman
Kuyruk sallamistir diye
Utancimi artiracak yorumlar yapiyordu
Benden fellik fellik kaçan
Ilk askim Ertugrul`a
Benimle karsilasmamak için
Firlatinca kendisini karsiya
Az daha araba çarpiyordu
O karanlik dört adama
Kuyrugunu sallayan
SeninCesur Yüregin
Toplum Mahkemesinde
Boslukta sallanmaya
Mahkum oldu Savci Bey
Bedenim ip ucunda sallanirken
Iyi bakin
Bana yapilan gibi sakin
Topragin irzina geçmesinler
Ellerim yakanda mahsere kadar
Çikmadiysa o koku canla birlikte
Beni yakin Savci bey
Dinim izin vermezse
Denize atin
Hiç olmazsa
Tabutun içini suyla doldurun
Öyle gömün beni kara topraga
Eger yakalanirsa o dört yüregi kara
Önce bu yazdigim notu oku onlara
Yargiladiktan sonra
Çikmissa üzerinden annemdeki o koku
Bir mustu gönder karanliklara
Üzülme Savci bey
Hiç kimseye kirgin degilim
Mutluluklar diliyorum sevdigim Ertugrul`a
Leman`a bile
Hakkinizi helal edin
imza Nevin
.
Besir Çiflik
Ve ben ve Tanri
.
ve ben Tanridan istedim ki bana güç versin
ve o yoluma sikintilar çikardi ve sabir verdi ta ki dayanayim.
ve ben Tanridan istedim ki bana ayricalik tanisin
ve o aciyi verdi ve yalnizligi ta ki tadayim
ve ben Tanridan istedim ki bana akil versin
ve o önüme meseleler birakti ta ki çözeyim.
ve ben Tanridan istedim ki bana para versin
ve o bana fikir verdi ta ki daha iyi bir refah için çaba sarf edeyim
ve ben Tanridan istedim ki bana ASK versin
ve o aci çekmis insanlari yoluma çikardi ta ki onlara sevgimi göstereyim
ve ben Tanridan istedim ki en karli olan çikayim
ve o aski verdi ve yolunu ki içinde yolcu olayim
ve ben Tanridan istedim ki bana deger bilmeyi ögretsin
ve o ölümü verdi ve de ayriligi ta ki ders alayim.
ve ben Tanridan istedim ki bana cenneti versin
ve o karsiliksiz vermeyi verdi ve verdi ki vereyim
ve ben Tanridan istedim ki bütün çikmazlarin çikisini göstersin
ve o kalbimi verdi ve isaret etti ki içine bakayim
ve ben Tanridan istedim ki bana sonsuzlugu bagislasin
ve o seni verdi ve sevmeyi ve de siiri ki yazayim..
’’ve ben Tanridan istedigim hiçbir seyi alamadim
ama ihtiyacim olan her seye vardim..’’
.
Behruz Dijurian
Duvar Saati
.
`Ya zaman beni dize getirecek, ya ben zamani...`
Yarinin müjdecisi, anlasilmaz bir sanat
Zamani yok etmede sanki hayata inat
Ürküten nefesiyle tarihler yazan saat
*****Her sekilde sen varsin, sende gizlilik ve sir
*****Son bulsun artik nizam, ne yil kalsin ne asir
Efsanelerden kalmis aci sesli canavar
Senin küflü kokunu nasil tasir bu duvar
Bir tebessüm eyle de, ses verme fecre kadar
*****Seninle dursun vakit, yeter artik yakma can
*****Yoksa bir âh çekerim duman tüttürmez bacan
Çözülmeyen bilmece, zaman sanki kördügüm
Bu muydu sonsuz hayat, rüyalarda gördügüm?
Nasil bir alemdi o, al atimi sürdügüm
*****Uyandirma düslerden, gerçegi yalan etme
*****Nikah kiy yarinlara, hasretleri tüketme
Kapi vurulur gibi sesler gelmekte üzgün
Yasli gözler duayla gögü dolasir süzgün
Akrebin kiskacinda eriyip biterken gün
*****Zamanin pusulasi kalin, küçük bir biçak
*****O kestikçe kan gelir ruhumdan sicak sicak
Sefkatle bak hüzünlü kalbime bir saniye
Mezar ve sen, yan yana, bu ortaklik ne diye
Her sey senin elinde, alem sana hediye
*****Bir tatil et bakalim, yorgunlugunu unut
*****Akrebin intihari, budur iste tek umut
Ay geceye vurulmus, karanligi dagliyor
Hasret yagli bir urgan ümitleri bagliyor
Akrebin kucaginda seytan bile agliyor
*****Düslerin mayasi buz, hayallerim kaskati
*****Serseri arzularla yemliyorum hayati
Ölmek mi? Ölüm bile korkar ölmekten sensiz
Hangi vuslat? Nerede? Nasil olur bu bensiz?
Bir zifaf arzularken sevgiliyle bedensiz
*****Korkular bende kalsin, yeter ki bir kere sus
*****Ben düslere tutsagim, düsler geceye mahpus
Ölümsüzlük bir ates çemberinde el olur
Hayat bir kardan adam, göz yaslari sel olur
Akrebin `kovan`inda azap oku `yel` olur
*****Safakta daha nice yasanacak gün dolu
*****“Gidelim” diyor bir ses “zor bulduk zaten yolu”
Akheron`a Adanmis Güncelerden-l
.
“…bir suskunlugun her satirinda
yeniden ölmek bu bap’ta payimiza düsen
ve yeni bir kargasada
gücenerek ama üsenmeden
hevesle dirilmek vakitsiz ölümlerin ardi sira…”
l
öksüz bir siirim simdi, im’li misralari bugulu isyân kuytusu
uyaklari yagmalanmis, darmadaginik, gün yoksulu
ün’e öykünmeden dünü hecelerken ben
hüzün tütüyor bu gün
yüregimi biraktigim, sedef kakmali râhleden
ne çok ayna kirilir bakislarimla birlikte yeisle yüzümde
karanlikta görülmeyen
dahasi eksilmeyen, ne çok ayna
kaç ilmege daragaci olur sol yanimda sizlayan su diken
ey sessiz cümlelerden, günceye düsen harf
/hani su arta kalan keskelerden/
kim bilir, kaç siire daha özne olacaksiniz
sezilmeden, sezmeden
/bir nefeste geçiyorum, den den konulmus öyküleri ve atesi
acemi çiraklar, o atesten biçti gelinligimi/
avucumdaki çizgiye akittigi zehri
hangi akrepten ödünç alir ki yoklugunuz, bu denli bereketli
hangi bakisa vakfeder ayni akrep, kuyrugundaki pasli igneyi
söyleyin, yitirilmemis ne kalir geriye söylenmeyen sözlerden
ve bir kalemde nasil yangin yerine döner geceler söyleyin
yalnizligi telâsla adimlarken, nasil dirilir ölüler küllerinden
benden soruluyor simdi tüm cinayetlerin sebebi
ve de tecellisi ecellerin …/ hayret
yetmiyor, gözlerime düsüyor gölgesi ölümlerin
kadrandaki bozuk zemberegin ve tüm günahi fahiselerin
ellerimden soruluyor
ben miydim sanki katili habil’in, dogurgan anasi ben miydim hiçligin
heyhât, öykünün sancili rahminde ihâneti ben mi dölledim
su ay küskünü gecelerde
neden hüzne gebe kalir, kadinligimi esirgedigim benligim
ll
kim itiraz edebilir sanki bu sahnedeki rolüne
üzgü düsüyor nedense her seferinde kimligime
ve kekeme bir siir oluyor bilinmezligin sarhoslugu
saymiyorum ihlamurlarin kayip kokusunu
dahasi kirik dalini erguvanlarin
yoklugunuzun, bahar bozgunu oldugunu yazmiyorum
nasil da beyhûde simdi sardunyalarin açma telasi
zemheri nasil da mütecaviz
ve nasil da kimsesiz gelincik tarlalari
h e r k e s h a b e r s i z
küçük bir kiz yoklugunuzun tek tanigi
ve cihani aklayan, o bir damla göz yasi
ki sarnicini arayan
su damlasi kadar yorgun ruhum, umudum çalinti
lll
tutsak hecelerin
tutku dolu kisirliginda geçiyorum yazilmamis kasidelerin sirrini
elif dedim, lâm dedim, mim dedim
çözüldüm, ancak çözemedim, y e n i l d i m
sol yaninda kil heybemin
dört nala cümle saraplarin ölümcül durgunlugu
sag yaninda semiren, uzun soluklu bir susku
bütün mansetlerden güne düsen, ayni haber
terk etmis diger gözü de horus’u
lV
yargilayalim simdi kalemi
hecenin tekleyen kalbini yadirgayalim
bakalim salome miydi tek suçlu
suçsuz muydu tetigi çeken elin saskinligi
aymazligi suçsuz muydu
ve neden
hâlâ söylenmemis sözler mezarligidir
sezgiyi neden bu denli acitir
bir küfür doladigim, su dilimin lâl ucu
V
oysa ben, iklimsiz ülkelerden geçerken
ve süzülürken sevi dizeye imbikten
ne çok gitmek istemistim size kendimden
ve en çok sizi sevmistim, kurdugum im’li cümlelerden