sormalısın kendine kaç düşle var oldun
rüyalarla kendini yitirip sabahla varoldun
uyumaksa gece hala gündüzdeyim
ayaktayım hatağımda yürüyorum
uyumaksa gece sabahı bekledim uyumak için
sokaklarda sabahladım gecelerde
köşe başındaki kahvede sabahladım
rüya görmeden hayel kurmak gibi
yazın ortasında donmak gibi
kışın karlar altında yanmak gibi
güneşe dokunmak gibi kimsesizlik
ayın soğuk yüzüyle dertleşmek olsa gerek
bumudur uykusuzluk ve yorgunluk
şehrin egzoz gazıyla nefes almak bumudur
kuş yerine korna sesisye uyanmak
hala yaşıyoruz
hala hayattayız
ama bumudur yaşamak
uyumak gündüzleri
geceden yürüyüp uykusuz kalmak bumudur...
ellerimizin arasından sıkışmız bir kaç küçük kalp atışı
gözlerimize hapsettik o anlamlı bakışları
duymadıklarımızla duymuş gibi sevindik
hala aynı düşün etkisinde kaldık
bir aşk hikayesi yazalır kahramanları belirsiz
leyla-mecnun,aslı-kerem,ha ben ha sen
ne farkederki
hikayeler aynı işte başlangıç ve bitişle özetlenir
amaç belli içimizdekileri yaşama özlemi
kuraklıktaki yağmur taneleri gibi
toprağı özlemek sevda ilinde
filizler yeşersin artık gönüller açsın
dargınlıkla değil sevgiyle ayrılsın ruhtan bedenler
dünyadan ayrılsın aşklar sevgiler...
yazarların kalmeinde saklı değilki dyugular
şarilerin mısralarında gizli kalmış hisler
saklı şehirlerde yaşanmış hikayelerde kahramanlar
yazılır çizilir hayeller kahramanlardan habersiz
çıkmaz yolların sonunda durmak ne kötü
yürüsün adımlarını sayarak
kaç sokağı geride bıraktığını bilmeden
ışıkları karadığında sokakların
başbasın düşlerinle bir sen birde gece
sahil kenarında yakamozların dansı hoş olur
elinde sigaran ve yarım kalmış kadehler
uzun olur o yol yürümekten bıkmadığın
hatta koştuğun o yol uzun olur
geride kalan eski izlerinle anılırsın bazen
yada tamamen unutulursun
şehrin ışıkları karadığında kaybolursun gecede
yanında boş şişelerle birde yarım kalan sigaranla
sende söndür mumunu uyu
kalk sabah yeni bir gün sana
yeni umutla başla hayat...